Dünyada 350 milyondan fazla kişinin depresyona yakalandığı belirlendi.
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ), Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla hazırladığı araştırmada, 350 milyondan fazla kişinin depresyon ya da psikolojik sorunlarla mücadele ettiği ortaya çıktı.
Örgütün Ruh Sağlığı ve Madde Bağımlılığı Bölümü Başkanı Dr. Şekhar Saxena, kadınların depresyona erkeklerden daha meyilli olduğunu belirtti.
Kadınların depresyona girme oranının erkeklerden yüzde 50 fazla olduğunu açıklayan Saxena, kadınlardaki bu yüksek oranın doğum sonrası depresyonla ilgisi olduğuna dikkati çekti.
Saxena, ileri safhalarda kişiyi intihara kadar sürükleyen depresyon nedeniyle her yıl yaklaşık 1 milyondan fazla kişinin yaşamına son verdiğini ve bu kişilerin büyük çoğuluğunun kadın olduğunu vurguladı.
Dünyada intihar edenlerin yarısından fazlasının depresyona yakalandığını belirten Saxena, gelişmiş ülkelerde depresyona girme ihtimalinin de arttığını ifade etti.
DSÖ, içine kapanık kişilerde daha sık rastlanan depresyonun genelde bir hastalık olarak kabul edilmediğini belirterek, genç ve çocuklarda depresyon teşhisi koymanın zor olduğunu vurguladı.
Depresyon tedavisinin ilk adımının, hastalığı kabul etmek ve bir uzmana danışmak olduğunu bildiren DSÖ, tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuçların o kadar "yüz güldürücü" olduğunu belirtti. AA
Google da ara: 350 milyon kişi depresyonda
Devamını Oku!
ANASAYFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ANASAYFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ekim 2012 Çarşamba
10 Temmuz 2012 Salı
Kıdem tazminatı değişiyor
Kıdem tazminatı değişiyor...
Meclis'teki taslak yasalaşırsa işten çıkarılanlar, evlenen kadınlar ve askere gidenlerin kıdem tazminatı ödemesi yeni bir boyut kazanacak.
Milyonlarca çalışanı ilgilendiren kıdem tazminatı için hazırlanan taslak, çalışma hayatına köklü değişiklikler getiriyor. Taslağa her kesimden farklı görüşler geliyor. Sendikalar kazanılmış haklardan geri adım atmayacaklarını, aksi halde genel greve gideceklerini belirtiyor. Taslağı yorumlayan vergi uzmanı Prof. Dr. Şükrü Kızılot, "Yeni taslak sadece tazminatların fona devriyle sınırlı değil. Tazminata hak kazanma şekli de değişiyor" dedi. Kızılot, en çarpıcı düzenlemenin işten atılanlara tazminat verilmemesi olduğunu belirtti. Ünlü uzman bu konuda dava patlaması olacağını kaydetti. Taslakta işverene büyük kıyak yapıldığını da belirten Kızılot, "İşsizlik sigortası fonuna işverenin ve devletin katkısı yüzde 0.5'e indirildi. İşsizlik fonu tırpanlandı" diye konuştu.
Kızılot, "Çalışmaya devam edenlerin durumunda boşluk var. İşveren istiyorsa kıdemi fona aktarabilecek. İşverenin böyle bir işe kalkışacağını zannetmem, kendine bir yük getirmez. Meclis'te tartışılırken belli olacak. Taslakta ek yapılması lazım" dedi.
DİSK Başkanı Erol Ekici, yaptığı açıklamada, yeni sistemle, prime esas olan kesinti miktarının yüzde 6-7 oranında kaybolacağını belirterek, işçinin 1000 lirasında 300 liralık kayıp yaşanacağını savundu. Ekici, "Sisteme geçişle birlikte toplu işten çıkarmalar yaşanabilir. Kendilerine önerilen kıdem tazminatını kabul etmeyenler işten atılabilir" dedi.
Türk-İş'ten 'grev' resti
Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, fona devirde konuşulan formüller için, "Gündeme getirilen formüllerin hepsi de hak kaybı içeriyor. Dile getirilen son formüllere göre prim gün sayısı azaltılıyor, işçinin kaderi özel sigorta şirketlerine terk ediliyor. İşverenin işçiyi bugünkünden çok daha rahat bir biçimde işten çıkarmasının önü açılıyor. Kıdem tazminatımıza el uzatılırsa genel grev yapacağız" demişti.
Patron tazminat ödemeyecek
* Bugüne kadar kıdem tazminatı işten atılan çalışanın güvencesiydi. Çünkü patron bir çalışanını işten çıkardığında işçinin hakettiği kıdem tazminatını ödemek zorunda.
* Taslaktaki en çarpıcı düzenleme olarak öne çıkan maddeye göre, patronlar çalışanları rahatça işten çıkartabilecek. Çünkü patronun kıdemle bağı kopartılıyor.
Tazminat için 5 yıl beklenecek
* İşten çıkarılan bir çalışan başka bir iş bulup çalışmaya başlarsa (15 yıl 3600 günü doldurmak koşuluyla) kıdem tazminatının yarısını alabilecek. Kalanını emeklilik halinde alacak.
* Bu çalışan herhangi bir iş bulamazsa, çalıştığı dönemdeki tazminatın tamamanı işten çıkartıldığı tarihten 5 yıl sonra alabilecek.
Evlenen kadın çalışana kıdem avantajı kalkıyor
* Kadın çalışanlar evlendikten sonra bir yıl içinde işten kendi istekleriyle ayrılırlarsa tazminatlarının tamamını alıyorlar.
* Yeni taslağa göre bu nedenle işten ayrılan kadın çalışanlara, işten ayrılma tarihinde tazminat ödenmeyecek. Kadın çalışanın hak ettiği tazminat fonda kalmaya devam edecek.
Askere tazminat sürprizi
* Mevcut durumda askere giden erkek çalışanlara isteğe bağlı olarak kıdem tazminatları ödeniyor.
* Yeni taslakta askere gidenlere kıdem tazminatı ödenme uygulaması kaldırılıyor.
Tazminat nemalandırılacak çıkışta vergisi kesilecek
* Kıdem tazminatları şu anda işverende toplanıyor. Herhangi bir yatırım aracında nemalandırılmıyor. Tazminat ödendiğinde çalışan aldığı rakam üzerinden herhangi bir vergi ödemiyor.
* Yeni düzenlemeyle şirketler kıdem tazminatlarını Emeklilik Gözetim Merkezi'ne aktaracak. Bu merkez de topladığı primleri emeklilik şirketlerine gönderecek. Toplanan para gözetim merkezinde farklı yatırım araçlarında nemalandırılacak. Emeklilik şirketini patron seçecek, yatırım fonunu ise işçi belirleyecek. Kıdem tazminatı ödenirken gelir vergisi kesintisi yapılacak. Bu kesintinin oranını Bakanlar Kurulu belirleyecek.
KONUT AÇILIMI NE GETİRİR?
'KIDEM TAZMİNATI PEŞİNATA SAYILIR'
'Bir taşla iki kuş vurulacak'
Nazmi Durbakayım İNDER ve Teknik Yapı Grubu Başkanı
Çalışanlar yeni düzenlemeyle konut alımlarında, biriken kıdem tazminatının yarısını alabilecek. "Hem işveren hem de çalışanlar bundan karlı çıkacak" diyen Nazmi Durbakayım, "Çalışanlar konut alıp değerlendirecek. Gayrimenkul sektöründeki durgunluk da biraz olsun azalacaktır. Uygulamayı hazırlayanları tebrik etmek lazım" dedi.
'Orta ve dar gelirli grup için önemli'
Işık Gökkaya / GYODER Başkanı ve Yeşil GYO Genel Müdürü
Kıdem tazminatından gelecek paranın konut almak isteyenler için peşinat olarak kullanılabileceğine değinen Gökkaya, "Özellikle 10 yılın üzerinde çalışanlar peşinatları bu sayede ödeyebilecek. Genelde orta ve dar gelirlilerin konut ihtiyacı olduğu için bu uygulama büyük önem taşıyor. Biriken para gayrimenkule yönelirse sektör bundan olumlu etkilenecektir. Sektördeki durgunluk tam anlamıyla gitmez ama mutlaka katkısı olacaktır" diye konuştu.
'Vatandaş emekli olmayı beklemeyecek'
Ali Ağaoğlu / Ağaoğlu Şirketler Yön. Kurulu Başkanı
Kıdem tazminatının yarısının konut almak isteyen çalışanlara verilmesinin önemine değinen Ağaoğlu, "Uygulamayı son derece olumlu buluyorum. Peşinat ödemelerini kolaylaştıracak. İnsanlar emekli olmayı beklemeden ev sahibi olabilecekler. Kıdem tazminatı uygulaması gayrimenkul sektöre katkı sağlar ama durgunluğu gidermek için yeterli olmaz" dedi.
'Bunlar pansuman tedbirleri olacak'
Emrullah Turanlı / Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı
Kıdem tazminatıyla ev alınmasının pek mümkün olmadığını belirten Turanlı, şunları söyledi: "Şirketlerin toplu olarak bu paralyı ödemesi mümkün değil. Bunlar pansuman tedbirleri. Sektördeki durğunluğu çözmez. Düşünün bir şirkette 1000 kişi çalışıyor. Bu para nasıl ödenir. Bu paralar ödense bile konut almaya yeterli olmayacaktır. Fakat kıdem tazminatlarını fona devredilmesi ve oradan kullanılması gelecekte olumlu olabilir."
Star
Devamını Oku!
Milyonlarca çalışanı ilgilendiren kıdem tazminatı için hazırlanan taslak, çalışma hayatına köklü değişiklikler getiriyor. Taslağa her kesimden farklı görüşler geliyor. Sendikalar kazanılmış haklardan geri adım atmayacaklarını, aksi halde genel greve gideceklerini belirtiyor. Taslağı yorumlayan vergi uzmanı Prof. Dr. Şükrü Kızılot, "Yeni taslak sadece tazminatların fona devriyle sınırlı değil. Tazminata hak kazanma şekli de değişiyor" dedi. Kızılot, en çarpıcı düzenlemenin işten atılanlara tazminat verilmemesi olduğunu belirtti. Ünlü uzman bu konuda dava patlaması olacağını kaydetti. Taslakta işverene büyük kıyak yapıldığını da belirten Kızılot, "İşsizlik sigortası fonuna işverenin ve devletin katkısı yüzde 0.5'e indirildi. İşsizlik fonu tırpanlandı" diye konuştu.
Kızılot, "Çalışmaya devam edenlerin durumunda boşluk var. İşveren istiyorsa kıdemi fona aktarabilecek. İşverenin böyle bir işe kalkışacağını zannetmem, kendine bir yük getirmez. Meclis'te tartışılırken belli olacak. Taslakta ek yapılması lazım" dedi.
DİSK Başkanı Erol Ekici, yaptığı açıklamada, yeni sistemle, prime esas olan kesinti miktarının yüzde 6-7 oranında kaybolacağını belirterek, işçinin 1000 lirasında 300 liralık kayıp yaşanacağını savundu. Ekici, "Sisteme geçişle birlikte toplu işten çıkarmalar yaşanabilir. Kendilerine önerilen kıdem tazminatını kabul etmeyenler işten atılabilir" dedi.
Türk-İş'ten 'grev' resti
Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, fona devirde konuşulan formüller için, "Gündeme getirilen formüllerin hepsi de hak kaybı içeriyor. Dile getirilen son formüllere göre prim gün sayısı azaltılıyor, işçinin kaderi özel sigorta şirketlerine terk ediliyor. İşverenin işçiyi bugünkünden çok daha rahat bir biçimde işten çıkarmasının önü açılıyor. Kıdem tazminatımıza el uzatılırsa genel grev yapacağız" demişti.
Patron tazminat ödemeyecek
* Bugüne kadar kıdem tazminatı işten atılan çalışanın güvencesiydi. Çünkü patron bir çalışanını işten çıkardığında işçinin hakettiği kıdem tazminatını ödemek zorunda.
* Taslaktaki en çarpıcı düzenleme olarak öne çıkan maddeye göre, patronlar çalışanları rahatça işten çıkartabilecek. Çünkü patronun kıdemle bağı kopartılıyor.
Tazminat için 5 yıl beklenecek
* İşten çıkarılan bir çalışan başka bir iş bulup çalışmaya başlarsa (15 yıl 3600 günü doldurmak koşuluyla) kıdem tazminatının yarısını alabilecek. Kalanını emeklilik halinde alacak.
* Bu çalışan herhangi bir iş bulamazsa, çalıştığı dönemdeki tazminatın tamamanı işten çıkartıldığı tarihten 5 yıl sonra alabilecek.
Evlenen kadın çalışana kıdem avantajı kalkıyor
* Kadın çalışanlar evlendikten sonra bir yıl içinde işten kendi istekleriyle ayrılırlarsa tazminatlarının tamamını alıyorlar.
* Yeni taslağa göre bu nedenle işten ayrılan kadın çalışanlara, işten ayrılma tarihinde tazminat ödenmeyecek. Kadın çalışanın hak ettiği tazminat fonda kalmaya devam edecek.
Askere tazminat sürprizi
* Mevcut durumda askere giden erkek çalışanlara isteğe bağlı olarak kıdem tazminatları ödeniyor.
* Yeni taslakta askere gidenlere kıdem tazminatı ödenme uygulaması kaldırılıyor.
Tazminat nemalandırılacak çıkışta vergisi kesilecek
* Kıdem tazminatları şu anda işverende toplanıyor. Herhangi bir yatırım aracında nemalandırılmıyor. Tazminat ödendiğinde çalışan aldığı rakam üzerinden herhangi bir vergi ödemiyor.
* Yeni düzenlemeyle şirketler kıdem tazminatlarını Emeklilik Gözetim Merkezi'ne aktaracak. Bu merkez de topladığı primleri emeklilik şirketlerine gönderecek. Toplanan para gözetim merkezinde farklı yatırım araçlarında nemalandırılacak. Emeklilik şirketini patron seçecek, yatırım fonunu ise işçi belirleyecek. Kıdem tazminatı ödenirken gelir vergisi kesintisi yapılacak. Bu kesintinin oranını Bakanlar Kurulu belirleyecek.
KONUT AÇILIMI NE GETİRİR?
'KIDEM TAZMİNATI PEŞİNATA SAYILIR'
'Bir taşla iki kuş vurulacak'
Nazmi Durbakayım İNDER ve Teknik Yapı Grubu Başkanı
Çalışanlar yeni düzenlemeyle konut alımlarında, biriken kıdem tazminatının yarısını alabilecek. "Hem işveren hem de çalışanlar bundan karlı çıkacak" diyen Nazmi Durbakayım, "Çalışanlar konut alıp değerlendirecek. Gayrimenkul sektöründeki durgunluk da biraz olsun azalacaktır. Uygulamayı hazırlayanları tebrik etmek lazım" dedi.
'Orta ve dar gelirli grup için önemli'
Işık Gökkaya / GYODER Başkanı ve Yeşil GYO Genel Müdürü
Kıdem tazminatından gelecek paranın konut almak isteyenler için peşinat olarak kullanılabileceğine değinen Gökkaya, "Özellikle 10 yılın üzerinde çalışanlar peşinatları bu sayede ödeyebilecek. Genelde orta ve dar gelirlilerin konut ihtiyacı olduğu için bu uygulama büyük önem taşıyor. Biriken para gayrimenkule yönelirse sektör bundan olumlu etkilenecektir. Sektördeki durgunluk tam anlamıyla gitmez ama mutlaka katkısı olacaktır" diye konuştu.
'Vatandaş emekli olmayı beklemeyecek'
Ali Ağaoğlu / Ağaoğlu Şirketler Yön. Kurulu Başkanı
Kıdem tazminatının yarısının konut almak isteyen çalışanlara verilmesinin önemine değinen Ağaoğlu, "Uygulamayı son derece olumlu buluyorum. Peşinat ödemelerini kolaylaştıracak. İnsanlar emekli olmayı beklemeden ev sahibi olabilecekler. Kıdem tazminatı uygulaması gayrimenkul sektöre katkı sağlar ama durgunluğu gidermek için yeterli olmaz" dedi.
'Bunlar pansuman tedbirleri olacak'
Emrullah Turanlı / Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı
Kıdem tazminatıyla ev alınmasının pek mümkün olmadığını belirten Turanlı, şunları söyledi: "Şirketlerin toplu olarak bu paralyı ödemesi mümkün değil. Bunlar pansuman tedbirleri. Sektördeki durğunluğu çözmez. Düşünün bir şirkette 1000 kişi çalışıyor. Bu para nasıl ödenir. Bu paralar ödense bile konut almaya yeterli olmayacaktır. Fakat kıdem tazminatlarını fona devredilmesi ve oradan kullanılması gelecekte olumlu olabilir."
Star
Devamını Oku!
2 Eylül 2011 Cuma
Bir ay aradan sonra tekrar beraberiz...
Merhaba canakkalen.blogspot.com okuyucuları ve takipçileri,
Ramazan ayı ve yaz sıcakları nedeniyle yazılarımıza, haberlerimize, duyurularımıza, teknoloji incelemelerimize ve paylaşımlarımıza bir ay gibi kısa bir ara verdikten sonra tekrar sizlerle birlikteyiz.
Bu arada geçmiş bayramınızı biraz gecikme ile de olsa kutlar nice bayramlar dilerim. Paylaşmaya devam...
Tekrar hoşgeldiniz...
Başlıyoruz...
Devamını Oku!
19 Mart 2010 Cuma
Mobbing nedir ?
'Mobbing'in sözcük anlamı, psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermektir.'

Mobbing özellikle hiyerarşik bir yapılaşmanın olduğu gruplarda, zayıf bir kontrolün olduğu örgütlerde güçlünün altta kalanlara psikolojik yollardan baskı yapmasıdır.
Son dönemde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinlerararası çalışılan bir konu haline gelmiştir.
Mobbing sözcüğü önceleri çocukların birbiyle olan zorbalık ilişkilerini tanımlamakta kullanılmıştır. İşyerlerinde de 1950-1960’lı yıllarda yapılan araştırmalar mobbingin sadece çocuklar arasında yaşanmadığını ortaya koymuştur. Mobbing, kökü Latince olan ve bir kimseyi sıkıştırmak, bunaltmak ve taciz etmek anlamında bir sözcüktür. Çoğunlukla işyerlerinde bazen bir kişinin, bazen bir grubun, bir çalışan üzerinde uzun bir süre yani aylar ve yıllar boyu, sistematik bir baskı uygulamalarıdır.
Mobbing Duygusal bir saldırıdır. Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlar. İşverenin İma, alay ve karşısındakinin toplumsal itibarını düşürme gibi saldırgan bir ortam yaratarak onu işten çıkmaya zorlamasıdır.
Kişiye yönelik, yaş, ırk, cinsiyet gibi herhangi bir ayrımcılık olmadan, taciz, rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla herhangi bir kişiye yönelen saldırganlıktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır.
Hangi işyerlerinde ve hangi kişilerin mobbinge uğradığına bir göz atacak olursak; (Bir araştırmaya göre) kar amacı gütmeyen kuruluşlar, okullar ve sağlık sektöründe mobbing daha yaygındır. İşsizliğin yüksek olması ve çalışanın değersiz görülmesi de mobbingin oluştuğu işyeri sayısını artırmaktadır. Sonuçta her işyerinde ve her türlü kuruluşta olabilir. Organizasyon bozukluğunun daha fazla olduğu işyerlerinde ise disiplin getirmek, verimliliği artırmak, refleksleri koşullandırma (askeri disiplin) amacıyla yapılır. Psikolog Michael H. Harrison, Ph.D., yakın zamanda A.B.D.’de 9,000 kamu çalışanı üzerinde yapılan araştırmada, kadın çalışanların %42’sinin, erkek çalışanların ise % 15’inin son iki yılda zorbalığa uğradığını, bunun kayıp zaman ve verimlilik açısından 180 milyon dolara mal olduğunun hesaplandığını belirtiyor. Leymann İsveç’te intiharların %15’inin mobbing kaynaklı olduğunu söylüyor.
Mobbinge uğrayanların genel özellikleri ise aşağıdaki sıralamada yeralmaktadır.
• İşini çok iyi, hatta mükemmel yapan,
• İlişkileri olumlu ve çevresindekilerce sevilen,
• Çalışma ilkeleri ve değerleri sağlam, bunlardan ödün vermeyen,
• Dürüst ve güvenilir, kuruluşa sadık,
• Bağımsız ve yaratıcı,
• Zorbanın yeteneklerinden üstün özelliklere sahip olan.
• Bazen de işyerinde sessiz, iletim kuramayan işçilere yönelebiliyor.
• Zorbanın genel özellikleri ise (Leyman) aşırı kontrolcü, korkak, nevrotik ve iktidar açlığı gibi niteliklerle tanımlanır.
Aslında mobbingcinin ve kurbanın kişilik özellikleri ve işyeri koşulları bize mobbingin nedenlerini açıklıyor. Leyman bunları 4 başlık alında topluyor.
Bunlar;
1. Birisini bir grup kuralını kabul etmeye zorlamak,
2. Düşmanlıktan hoşlanmak
3. Can sıkıntısı içinde zevk arayışı
4. Önyargıları pekiştirmek olarak sıralıyor.
Bunlara ek olarak Mobbingcinin kötü kişiliği, bunu patron olması nedeniyle ilahi hak olarak görmesi, şişirilmiş benmerkezcilik, narsist kişilik, çocukluk travmaları vs. de sayılabilir. Bodsky Taciz edilmiş çalışan adlı kitabında; “taciz ya da rahatsız etme, insanların kendilerini ayrı tutma ve ayrıcalıklarını koruma için kurulu bir işleyişin olmadığı zaman başvurdukları bir yoldur” şeklinde tanımlamaktadır.
Genel olarak mobbing nedir, kimler mobbinge uğrar ve mobbing yapanın özelliklerine değindikten sonra mobbing davranış biçimleri sınıflandırılmasına bakalım.
1. Kendini göstermeyi ve iletişim oluşumunu etkilemek (sözünüz kesilir, yaptığını iş sürekli eleştirilir, jest ve bakışlarla ilişki kesilir, yazılı ve telefonda tehditler vs.)
2. Sosyal İlişkilere Saldırılar (Çevrenizdeki insanlar sizinle konuşmaz, size diğerlerinden ayrılmış bir işyeri verilir, sizinle ilişkiye geçmeleri yasaklanır, sanki orada değilmişsiniz gibi davranılır.
3. İtibarınıza saldırılar (insanlar arkanızdan kötü konuşur, asılsız söylentiler çıkarılır, kararlarınız sürekli sorgulanır, özgüveninizi olumsuz etkileyen bir iş yapmaya zorlanırsınız.
4. Kişinin yaşam kalitesi ve Mesleki Durumuna Saldırılar (sizin için hiçbir özel görev yoktur, sürdürmeniz için anlamsız işler verilir, sahip olduğunuzdan daha az nitelik gerektiren işler verilir, işiniz sürekli değiştirilir, özgüveninizi etkileyecek şekilde işler verilir.)
5. Kişinin sağlığına doğrudan saldırılar (fiziksel olarak ağır işler yapmaya zorlanırsınız, fiziksel şiddet tehditleri yapılır, doğrudan cinsel taciz, fiziksel zarar)
Mobbing bir anlaşmazlıkla başlar, bu işin akışına ilişkin ya da bir davranışa ilişkin v.b olabilir. Daha sonra zorbanın saldırgan eylemleriyle devam eder, saldırganlığa zorbanın dışında yönetim veya iş arkadaşlarınızda katılabilir. Bir sonraki aşamada ise; sorunun kaynağı, problemli ya da akıl hastası olarak damgalanırsınız. Süreç işinize son verilmesi yada sizin ayrılmanızla tamamlanır.
Ayrılmanızda işinize son verilmesi de çoğunlukla mobbingin bitmesine yetmez çünkü benzer bir iş kolunda çalışacağınız zaman artık referanslarınız kirlenmiş olur. Ya kötü huylu ya asi ya da işten anlamaz olarak artık damgalanmışsınızdır.
Bu süreç işlerken çalışanların karşılaşacakları olaylara bir bakalım.
1. Çalışanların Şerefi, doğruluğu, güvenirliği ve mesleki yeterliliğine saldırılar başlar, (mesleki yeterlilik sorgulandığı zaman bu o kişiye güvenilemeyeceği anlamına da gelir eğer mobbinge uğrayana güvenilmiyorsa yaptıkları iş değersizdir ve kendileri de)
2. Olumsuz, küçük düşürücü, yıldırıcı, taciz edici, kontrol edici iletişim kurulur (verilen süre içinde başarılması zor görevler vermek, izole edilmek, bilginin saklanması, kuralların sıkça değiştirilmesi)
3. Doğrudan ve dolaylı, gizli veya açık yapılması, (göz teması kurulmaz, tutarsız gösterilirsiniz, görmezden gelinirsiniz, yetkileriniz azaltılır)
4. bir veya birkaç kişi tarafından yapılması (bu duruma bazen yöneticiler ve çalışanlar da katılır)
5. sürekli, çoklu ve sistemli bir biçimde zaman içinde yapılması (mobbingin sıklığı ve süresi zararı büyütür,)
6. hatanın kurbandaymış gibi gösterilmesi (aniden yetersizmişsiniz gibi gösterilir, önceden şikayet konusu olmayan bazı hatalar sorun yaratmaya başlar)
7. kurbanın itibarını kaybetmeye, kafasını karıştırmaya, yıldırmaya, onu yalıtmaya yönelik olması ve onu teslim olmaya zorlaması (utandırma eylemleri yapılır)
8. kişiyi dışlama niyetiyle yapılması
9. işyerinden ayrılmayı kurbanın tercihiymiş gibi göstermek.
10. örgüt yönetimi tarafından hoş görülmesi, kışkırtılması, teşvik edilmesi (çare aramak için görüştüğünüz merciler sizi reddeder)
bu davranışlara maruz kalan kurbanın nasıl etkilendiğine gelince;
Mobbing insanın mesleki bütünlük ve benlik duygusunu zedeler, kişinin kendine yönelik kuşkusunu artırır, Paranoyaya ve kafa karışıklığına neden olur, Kurban kendine güven duygusunu yitirir. Kendinizi yalıtabilir, huzursuzluk korku, utanç, öfke ve endişe duyguları ile dolabilirsiniz. Ağlama, uyku bozukluklarından,depresyon, yüksek tansiyon,panik atak, kalp krizine kadar giden sağlık sorunları ve travma sonrası stres bozukluğu yaratır.
Western Washington Üniversitesi profesörlerinden sosyal psikolog Gary Namie, Ph.D., göre, zorbalık kurbanlarının %41’i bunalıma giriyor, kadınların %31’i, erkeklerin %21’i Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD) teşhisiyle bir kez daha işyerine dönemez, çalışamaz oluyorlar. Tam anlamıyla çalışanın kuruma ve topluma olan katkısı sıfırlanıyor, kendisi büyük bir yük haline geliyor.
Nasıl Başa çıkılabileceğine gelince;
En çok yeni bir iş aramanız, yardım almanız, kendinizi yalıtmamanız, özgüveninizi geliştirmeniz, olasılıkları hatırlamanız, yaranızı sarmaya çalışmanız, yasal işlem yapmanız ve sendikanıza başvurmanız önerilmektedir. Mobbingin psikolojik bir saldırı olduğu düşünülürse psikolojik savunma yöntemleri geliştirmeniz büyük önem taşımaktadır. Böylece aldığınız yaranın derinleşmesini önleyebilir ve iş yaşamının dışına atılmaktan kendinizi kurtarabilirsiniz. Yukarıdaki araştırma mobbingin yarattığı etkiyi gözler önüne sermektedir.
MOBBİNGİ DURDURABİLİR YA DA ENGELLEYEBİLİRMİYİZ?
Aslında durdurmak ya da engellemekten önce bu sorunun varlığını anlamamız gerekiyor. Çünkü Türkiye’de ne yasal olarak tanımlanmış ne de bilinen bir olgu haline gelebilmiştir. Sınırlı sayıda insan kaynakları uzmanı ve sayılı psikologun dışında ne sendikalar ne de çalışma bakanlığı böyle bir sorunu gündemine almamıştır. Bu durumda sendikanıza danıştığınızda ya bu sorunu anlamayacak ya da işyerlerinde doğal bir süreç olarak göreceklerdir. Çünkü yaygın işsizlik ortamında sizin yerinize çalıştırmak istedikleri birisi mutlaka bulunmaktadır ve sırf bu nedenle size bu davranışı yöneltiyor olabilirler. Mobbing aslında sıkça kaşılaştığımız yıldırma kavramından çok uzak gibi görünmüyor. Fakat bugün yıldırma olgusu genel kabul görmüş ve üstünde bir çalışma yapmayı ya da engelemeyi pek de aklımızdan geçimediğimiz bir duruma dönüşmüştür. Bu nedenle hem olayın psikolojik boyutlarının hem de karunma ve önlemlerin öne çıkarılması açısında mobbingi kullanmayı tercih etmek gerekiyor. peki bu kavram üzerinden yani mobbing sürecinde çözümsüz müyüz? Önce aşağıdaki yollara bir bakalım
• Zorbaya açıkça duruma itiraz ettiğinizi söyleyin, taciz edici söz ve davranışlarını durdurmasını isteyin. Yanınızda güvendiğiniz ve gerekirse tanıklık edebilecek bir iş arkadaşınız bulunsun.
• Olayları, verilen anlamsız emirleri ve uygulamaları yazılı olarak kaydedin.
• İlk fırsatta zorbayı yetkili birine rapor edin, eşitiniz ise üstünüze, üstünüz ise yönetim kurulu ve insan kaynaklarına durumu açıklığıyla ve kanıtlarıyla bildirin.
• Gerekiyorsa, tıbbi ve psikolojik yardım alın, hem yardımcı olacaktır, hem de kanıt oluşturacaktır.
• Şikayetiniz hakkında kuruluşunuz içinde ne yapıldığını araştırın.
• İş arkadaşlarınızla durumunuzu paylaşın, onlar da aynı şekilde rahatsız olabilirler, grupça başvurmanız daha etkili olabilir.
Bunlar mobbingi bir bütün olarak durdurmuyorsa hukuksal başvuru için elinizde yeterince malzeme toplanmış olur. Suç olarak tanımlanmasıda uygulamaların azalmasında katkı sağlayacaktır. Hem mobbingcilerin geri çekilmesine hem de kurbanların çaresiz kalmasını engeleyecektir.
Avrupa da çok sayıda konuyla ilgili dava ve ağır para cezaları bulunmaktadır. benzer davaların Türkiye’de de açılmasının sağlanması, mobbing konusunda bir bilinç oluşturulması ve işverenin keyfi davranışlarının sınırlandırılması ve son kertede ortadan kaldırılması, sendikaların bu konuda etkinliklerinin artırılması mobbingin azaltılması yönünde önemli bir adım olacaktır. Bu anlamıyla, Türkiye'de Şubat 2006'da Jeoloji Mühendisleri Odasına, Mayıs 2006'da Toprak Mahsülleri Ofisi'ne yönelik açılmış 2 mobbing davası bulunmaktadır.
Devamını Oku!

Mobbing özellikle hiyerarşik bir yapılaşmanın olduğu gruplarda, zayıf bir kontrolün olduğu örgütlerde güçlünün altta kalanlara psikolojik yollardan baskı yapmasıdır.
Son dönemde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinlerararası çalışılan bir konu haline gelmiştir.
Mobbing sözcüğü önceleri çocukların birbiyle olan zorbalık ilişkilerini tanımlamakta kullanılmıştır. İşyerlerinde de 1950-1960’lı yıllarda yapılan araştırmalar mobbingin sadece çocuklar arasında yaşanmadığını ortaya koymuştur. Mobbing, kökü Latince olan ve bir kimseyi sıkıştırmak, bunaltmak ve taciz etmek anlamında bir sözcüktür. Çoğunlukla işyerlerinde bazen bir kişinin, bazen bir grubun, bir çalışan üzerinde uzun bir süre yani aylar ve yıllar boyu, sistematik bir baskı uygulamalarıdır.
Mobbing Duygusal bir saldırıdır. Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlar. İşverenin İma, alay ve karşısındakinin toplumsal itibarını düşürme gibi saldırgan bir ortam yaratarak onu işten çıkmaya zorlamasıdır.
Kişiye yönelik, yaş, ırk, cinsiyet gibi herhangi bir ayrımcılık olmadan, taciz, rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla herhangi bir kişiye yönelen saldırganlıktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır.
Hangi işyerlerinde ve hangi kişilerin mobbinge uğradığına bir göz atacak olursak; (Bir araştırmaya göre) kar amacı gütmeyen kuruluşlar, okullar ve sağlık sektöründe mobbing daha yaygındır. İşsizliğin yüksek olması ve çalışanın değersiz görülmesi de mobbingin oluştuğu işyeri sayısını artırmaktadır. Sonuçta her işyerinde ve her türlü kuruluşta olabilir. Organizasyon bozukluğunun daha fazla olduğu işyerlerinde ise disiplin getirmek, verimliliği artırmak, refleksleri koşullandırma (askeri disiplin) amacıyla yapılır. Psikolog Michael H. Harrison, Ph.D., yakın zamanda A.B.D.’de 9,000 kamu çalışanı üzerinde yapılan araştırmada, kadın çalışanların %42’sinin, erkek çalışanların ise % 15’inin son iki yılda zorbalığa uğradığını, bunun kayıp zaman ve verimlilik açısından 180 milyon dolara mal olduğunun hesaplandığını belirtiyor. Leymann İsveç’te intiharların %15’inin mobbing kaynaklı olduğunu söylüyor.
Mobbinge uğrayanların genel özellikleri ise aşağıdaki sıralamada yeralmaktadır.
• İşini çok iyi, hatta mükemmel yapan,
• İlişkileri olumlu ve çevresindekilerce sevilen,
• Çalışma ilkeleri ve değerleri sağlam, bunlardan ödün vermeyen,
• Dürüst ve güvenilir, kuruluşa sadık,
• Bağımsız ve yaratıcı,
• Zorbanın yeteneklerinden üstün özelliklere sahip olan.
• Bazen de işyerinde sessiz, iletim kuramayan işçilere yönelebiliyor.
• Zorbanın genel özellikleri ise (Leyman) aşırı kontrolcü, korkak, nevrotik ve iktidar açlığı gibi niteliklerle tanımlanır.
Aslında mobbingcinin ve kurbanın kişilik özellikleri ve işyeri koşulları bize mobbingin nedenlerini açıklıyor. Leyman bunları 4 başlık alında topluyor.
Bunlar;
1. Birisini bir grup kuralını kabul etmeye zorlamak,
2. Düşmanlıktan hoşlanmak
3. Can sıkıntısı içinde zevk arayışı
4. Önyargıları pekiştirmek olarak sıralıyor.
Bunlara ek olarak Mobbingcinin kötü kişiliği, bunu patron olması nedeniyle ilahi hak olarak görmesi, şişirilmiş benmerkezcilik, narsist kişilik, çocukluk travmaları vs. de sayılabilir. Bodsky Taciz edilmiş çalışan adlı kitabında; “taciz ya da rahatsız etme, insanların kendilerini ayrı tutma ve ayrıcalıklarını koruma için kurulu bir işleyişin olmadığı zaman başvurdukları bir yoldur” şeklinde tanımlamaktadır.
Genel olarak mobbing nedir, kimler mobbinge uğrar ve mobbing yapanın özelliklerine değindikten sonra mobbing davranış biçimleri sınıflandırılmasına bakalım.
1. Kendini göstermeyi ve iletişim oluşumunu etkilemek (sözünüz kesilir, yaptığını iş sürekli eleştirilir, jest ve bakışlarla ilişki kesilir, yazılı ve telefonda tehditler vs.)
2. Sosyal İlişkilere Saldırılar (Çevrenizdeki insanlar sizinle konuşmaz, size diğerlerinden ayrılmış bir işyeri verilir, sizinle ilişkiye geçmeleri yasaklanır, sanki orada değilmişsiniz gibi davranılır.
3. İtibarınıza saldırılar (insanlar arkanızdan kötü konuşur, asılsız söylentiler çıkarılır, kararlarınız sürekli sorgulanır, özgüveninizi olumsuz etkileyen bir iş yapmaya zorlanırsınız.
4. Kişinin yaşam kalitesi ve Mesleki Durumuna Saldırılar (sizin için hiçbir özel görev yoktur, sürdürmeniz için anlamsız işler verilir, sahip olduğunuzdan daha az nitelik gerektiren işler verilir, işiniz sürekli değiştirilir, özgüveninizi etkileyecek şekilde işler verilir.)
5. Kişinin sağlığına doğrudan saldırılar (fiziksel olarak ağır işler yapmaya zorlanırsınız, fiziksel şiddet tehditleri yapılır, doğrudan cinsel taciz, fiziksel zarar)
Mobbing bir anlaşmazlıkla başlar, bu işin akışına ilişkin ya da bir davranışa ilişkin v.b olabilir. Daha sonra zorbanın saldırgan eylemleriyle devam eder, saldırganlığa zorbanın dışında yönetim veya iş arkadaşlarınızda katılabilir. Bir sonraki aşamada ise; sorunun kaynağı, problemli ya da akıl hastası olarak damgalanırsınız. Süreç işinize son verilmesi yada sizin ayrılmanızla tamamlanır.
Ayrılmanızda işinize son verilmesi de çoğunlukla mobbingin bitmesine yetmez çünkü benzer bir iş kolunda çalışacağınız zaman artık referanslarınız kirlenmiş olur. Ya kötü huylu ya asi ya da işten anlamaz olarak artık damgalanmışsınızdır.
Bu süreç işlerken çalışanların karşılaşacakları olaylara bir bakalım.
1. Çalışanların Şerefi, doğruluğu, güvenirliği ve mesleki yeterliliğine saldırılar başlar, (mesleki yeterlilik sorgulandığı zaman bu o kişiye güvenilemeyeceği anlamına da gelir eğer mobbinge uğrayana güvenilmiyorsa yaptıkları iş değersizdir ve kendileri de)
2. Olumsuz, küçük düşürücü, yıldırıcı, taciz edici, kontrol edici iletişim kurulur (verilen süre içinde başarılması zor görevler vermek, izole edilmek, bilginin saklanması, kuralların sıkça değiştirilmesi)
3. Doğrudan ve dolaylı, gizli veya açık yapılması, (göz teması kurulmaz, tutarsız gösterilirsiniz, görmezden gelinirsiniz, yetkileriniz azaltılır)
4. bir veya birkaç kişi tarafından yapılması (bu duruma bazen yöneticiler ve çalışanlar da katılır)
5. sürekli, çoklu ve sistemli bir biçimde zaman içinde yapılması (mobbingin sıklığı ve süresi zararı büyütür,)
6. hatanın kurbandaymış gibi gösterilmesi (aniden yetersizmişsiniz gibi gösterilir, önceden şikayet konusu olmayan bazı hatalar sorun yaratmaya başlar)
7. kurbanın itibarını kaybetmeye, kafasını karıştırmaya, yıldırmaya, onu yalıtmaya yönelik olması ve onu teslim olmaya zorlaması (utandırma eylemleri yapılır)
8. kişiyi dışlama niyetiyle yapılması
9. işyerinden ayrılmayı kurbanın tercihiymiş gibi göstermek.
10. örgüt yönetimi tarafından hoş görülmesi, kışkırtılması, teşvik edilmesi (çare aramak için görüştüğünüz merciler sizi reddeder)
bu davranışlara maruz kalan kurbanın nasıl etkilendiğine gelince;
Mobbing insanın mesleki bütünlük ve benlik duygusunu zedeler, kişinin kendine yönelik kuşkusunu artırır, Paranoyaya ve kafa karışıklığına neden olur, Kurban kendine güven duygusunu yitirir. Kendinizi yalıtabilir, huzursuzluk korku, utanç, öfke ve endişe duyguları ile dolabilirsiniz. Ağlama, uyku bozukluklarından,depresyon, yüksek tansiyon,panik atak, kalp krizine kadar giden sağlık sorunları ve travma sonrası stres bozukluğu yaratır.
Western Washington Üniversitesi profesörlerinden sosyal psikolog Gary Namie, Ph.D., göre, zorbalık kurbanlarının %41’i bunalıma giriyor, kadınların %31’i, erkeklerin %21’i Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD) teşhisiyle bir kez daha işyerine dönemez, çalışamaz oluyorlar. Tam anlamıyla çalışanın kuruma ve topluma olan katkısı sıfırlanıyor, kendisi büyük bir yük haline geliyor.
Nasıl Başa çıkılabileceğine gelince;
En çok yeni bir iş aramanız, yardım almanız, kendinizi yalıtmamanız, özgüveninizi geliştirmeniz, olasılıkları hatırlamanız, yaranızı sarmaya çalışmanız, yasal işlem yapmanız ve sendikanıza başvurmanız önerilmektedir. Mobbingin psikolojik bir saldırı olduğu düşünülürse psikolojik savunma yöntemleri geliştirmeniz büyük önem taşımaktadır. Böylece aldığınız yaranın derinleşmesini önleyebilir ve iş yaşamının dışına atılmaktan kendinizi kurtarabilirsiniz. Yukarıdaki araştırma mobbingin yarattığı etkiyi gözler önüne sermektedir.
MOBBİNGİ DURDURABİLİR YA DA ENGELLEYEBİLİRMİYİZ?
Aslında durdurmak ya da engellemekten önce bu sorunun varlığını anlamamız gerekiyor. Çünkü Türkiye’de ne yasal olarak tanımlanmış ne de bilinen bir olgu haline gelebilmiştir. Sınırlı sayıda insan kaynakları uzmanı ve sayılı psikologun dışında ne sendikalar ne de çalışma bakanlığı böyle bir sorunu gündemine almamıştır. Bu durumda sendikanıza danıştığınızda ya bu sorunu anlamayacak ya da işyerlerinde doğal bir süreç olarak göreceklerdir. Çünkü yaygın işsizlik ortamında sizin yerinize çalıştırmak istedikleri birisi mutlaka bulunmaktadır ve sırf bu nedenle size bu davranışı yöneltiyor olabilirler. Mobbing aslında sıkça kaşılaştığımız yıldırma kavramından çok uzak gibi görünmüyor. Fakat bugün yıldırma olgusu genel kabul görmüş ve üstünde bir çalışma yapmayı ya da engelemeyi pek de aklımızdan geçimediğimiz bir duruma dönüşmüştür. Bu nedenle hem olayın psikolojik boyutlarının hem de karunma ve önlemlerin öne çıkarılması açısında mobbingi kullanmayı tercih etmek gerekiyor. peki bu kavram üzerinden yani mobbing sürecinde çözümsüz müyüz? Önce aşağıdaki yollara bir bakalım
• Zorbaya açıkça duruma itiraz ettiğinizi söyleyin, taciz edici söz ve davranışlarını durdurmasını isteyin. Yanınızda güvendiğiniz ve gerekirse tanıklık edebilecek bir iş arkadaşınız bulunsun.
• Olayları, verilen anlamsız emirleri ve uygulamaları yazılı olarak kaydedin.
• İlk fırsatta zorbayı yetkili birine rapor edin, eşitiniz ise üstünüze, üstünüz ise yönetim kurulu ve insan kaynaklarına durumu açıklığıyla ve kanıtlarıyla bildirin.
• Gerekiyorsa, tıbbi ve psikolojik yardım alın, hem yardımcı olacaktır, hem de kanıt oluşturacaktır.
• Şikayetiniz hakkında kuruluşunuz içinde ne yapıldığını araştırın.
• İş arkadaşlarınızla durumunuzu paylaşın, onlar da aynı şekilde rahatsız olabilirler, grupça başvurmanız daha etkili olabilir.
Bunlar mobbingi bir bütün olarak durdurmuyorsa hukuksal başvuru için elinizde yeterince malzeme toplanmış olur. Suç olarak tanımlanmasıda uygulamaların azalmasında katkı sağlayacaktır. Hem mobbingcilerin geri çekilmesine hem de kurbanların çaresiz kalmasını engeleyecektir.
Avrupa da çok sayıda konuyla ilgili dava ve ağır para cezaları bulunmaktadır. benzer davaların Türkiye’de de açılmasının sağlanması, mobbing konusunda bir bilinç oluşturulması ve işverenin keyfi davranışlarının sınırlandırılması ve son kertede ortadan kaldırılması, sendikaların bu konuda etkinliklerinin artırılması mobbingin azaltılması yönünde önemli bir adım olacaktır. Bu anlamıyla, Türkiye'de Şubat 2006'da Jeoloji Mühendisleri Odasına, Mayıs 2006'da Toprak Mahsülleri Ofisi'ne yönelik açılmış 2 mobbing davası bulunmaktadır.
Devamını Oku!
8 Mart 2010 Pazartesi
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun...

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tüm dünyada, kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemlerini ve isteklerini dile getirdikleri, birlik ve beraberlik günü olarak kutlanmaktadır.
* Kadınlara özgü bir günün var olması düşüncesi ilk kez, 26-27 Ağustos 1910’da Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında ortaya atıldı ve kabul edildi. Bir çok ülkede her yıl kutlanmaya başladı. İsveç’te ise 1912 yılından itibaren kutlanmaya başladı.
* Ancak ilk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde ama her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı tarafından olmuştur.
* İki dünya savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de kutlanılmaya başlamasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 yılında 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etti.
İLGİNÇ BİLGİLER
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;
1. Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
3. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.
4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler.
Türkiye’den Rakamlar ( Milliyet, 8 Mart 2001)
1. Şehirlerde evli kadınların % 18’i, köylerde de % 76’sı eşleri tarafından dövülüyor.
2. Kadınların % 57,7’si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor.
3. Aile içi suçların % 90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor.
DÜNDEN BUGÜNE “KADINLAR GÜNÜ”
* Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1800′lü yıllarda bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak ölmeleriyle gündeme geldi Kadınlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 8 Mart’ta eşitlik isteklerini daha yüksek sesle dile getiriyorlar.
* 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması, uluslararası düzeyde kabul gören bir hal alması 1970′lere rastlasa da, bu tarihe kaynaklık eden olay ve dünya kadınlarının ortak bir gün kutlama isteğinin gündeme gelişi 1800′lerin ortasını bulur. ABD’nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1800′lü yılların ortalarından beri daha iyi çalışma koşulları, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermektedir. Ama bunca yıllık mücadeleye karşın elde edebildikleri pek bir hak yoktur. En sonunda, 8 Mart 1908 günü, haklarını alabilmek için son çare olarak greve giderler. Ancak patronlar bu greve zalim bir şekilde müdahale ederler. Greve giden kadınlar fabrika binasına kilitlenirler. Patronlar bu yolla grevin başka fabrikalara sıçramasını engellemek isterler. Ancak beklenmedik bir şey olur ve fabrika yanmaya başlar. Ne yazık ki yangından fabrikada bulunan kadın işçilerden çok azı kaçarak kurtulmayı başarır Yanan fabrikadan kaçmayı ve fabrikanın çevresine kurulmuş olan barikatları aşmayı başaramayan 129 kadın işçi yanarak ölür.
* Aynı yıl diğer endüstri kollarındaki kadınlar da mücadeleye devam ederler. Kadınların yürüttükleri mücadelenin temelinde seçme ve seçilme hakkı, günlük çalışma saatlerinin, koşullarının ve ücretlendirmenin yeniden düzenlenmesi gibi konular bulunmaktadır. Dünya Kadınlar Gününde bugün de ilk başlarda yapıldığı gibi eşitlik için, bağımsızlık için, politik haksızlıkların ortadan kalkması için, daha iyi yaşama ve çalışma koşulları elde edebilmek için çalışılıyor.
TÜRKİYE’DE 8 MART KADINLAR GÜNÜ
* İlk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı.
* “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984′ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.
* Kadınlar 80′li yıllarda 8 Mart’ı izinli yürüyüş ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da, küçük gruplar mütevazi kutlamalarını sürdürdüler. 90′lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş bir katılımla kutlanılır oldu.
Devamını Oku!
3 Mart 2010 Çarşamba
YALANCININ MUMU YATSIYA KADAR YANAR...
* Abartma, dürüst insanların yalanıdır. Maistre
* Az yalan söylenemez, yalan söyleyen her yalanı söyler. VICTOR HUGO
* Doğru söylediğin zaman kimse inanmayacak İşte, yalan söylemenin cezası budur. Talmud
* Gerçek, çizmelerini giyerken, yalan bütün dünyayı dolaşır. Spurgeon
* Günah işlemenin birçok araçları vardır, fakat yalan bunların hepsine uyan bir saptır. Oliver Wendell Holmes
* Hayır için söylenen yalan, fitne çıkaran doğrudan iyidir. Hadis-i Şerif
* Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri yudum yudum içeriz. DIDEROT
* İnanılmayacak şeylere inanıyorum demek yalan söylemektir. VOLTAIRE
* İnsanlar, yalan söylemek zorunda kaldıkları kimselerden nefret ederler. Victor Hugo
* Suçların en büyüğü yalan söylemektir. Hadis-i Şerif
* Üç türlü yalan vardır: Basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik. BENJAMIN DISRAELI
* Yalanın dostu, gerçeğin de düşmanı çoktur. De Girardin
* Yalan, güven ve emniyeti, huzur ve itimadı yok eder. ŞAFİİ
* Yalan söylemeye kalkanın önce kendini inandırması gerekir. GOETHE
* Yalan söyleyen herkes mutlaka nefsinin alçaklığını ortaya atmıştırCAHIZ
* Yalan söyleyen, unutkan olmamalı. Atasözü
* Yalancı, Allah'a karşı kafa tutan, fakat insanlardan korkan bir serseridir. FRANCIS BACON
* Yalana borçlu olduğumuz saadet, gerçek saadet gibidir. HENRICH HEINE
* Yalancının cezası, kendisine inanılmaması değil, onun kimseye inanmamasıdır. BERNARD SHAW
* Yalan sözden kaçının.(Hac, 22/60)
* Yalan, nifak kapılarından biridir.[İbni Adiy]
* İnsanları güldürmek için yalan söyleyenlere, yazıklar olsun![Ebu Davud]
* Yalan, Cehennem kapılarından bir kapıdır.[Hatib]
* Yalandan sakının! Çünkü yalan günaha, günah da Cehenneme sürükler. [Buhari]
* Yalan, münafıklık alametidir. [Buhari]
* İçi dışına, sözü işine uymamak, nifaktandır Nifakın temeli ise yalandır. (Hasan-ı Basri)

Devamını Oku!
* Az yalan söylenemez, yalan söyleyen her yalanı söyler. VICTOR HUGO
* Doğru söylediğin zaman kimse inanmayacak İşte, yalan söylemenin cezası budur. Talmud
* Gerçek, çizmelerini giyerken, yalan bütün dünyayı dolaşır. Spurgeon
* Günah işlemenin birçok araçları vardır, fakat yalan bunların hepsine uyan bir saptır. Oliver Wendell Holmes
* Hayır için söylenen yalan, fitne çıkaran doğrudan iyidir. Hadis-i Şerif
* Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri yudum yudum içeriz. DIDEROT
* İnanılmayacak şeylere inanıyorum demek yalan söylemektir. VOLTAIRE
* İnsanlar, yalan söylemek zorunda kaldıkları kimselerden nefret ederler. Victor Hugo
* Suçların en büyüğü yalan söylemektir. Hadis-i Şerif
* Üç türlü yalan vardır: Basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik. BENJAMIN DISRAELI
* Yalanın dostu, gerçeğin de düşmanı çoktur. De Girardin
* Yalan, güven ve emniyeti, huzur ve itimadı yok eder. ŞAFİİ
* Yalan söylemeye kalkanın önce kendini inandırması gerekir. GOETHE
* Yalan söyleyen herkes mutlaka nefsinin alçaklığını ortaya atmıştırCAHIZ
* Yalan söyleyen, unutkan olmamalı. Atasözü
* Yalancı, Allah'a karşı kafa tutan, fakat insanlardan korkan bir serseridir. FRANCIS BACON
* Yalana borçlu olduğumuz saadet, gerçek saadet gibidir. HENRICH HEINE
* Yalancının cezası, kendisine inanılmaması değil, onun kimseye inanmamasıdır. BERNARD SHAW
* Yalan sözden kaçının.(Hac, 22/60)
* Yalan, nifak kapılarından biridir.[İbni Adiy]
* İnsanları güldürmek için yalan söyleyenlere, yazıklar olsun![Ebu Davud]
* Yalan, Cehennem kapılarından bir kapıdır.[Hatib]
* Yalandan sakının! Çünkü yalan günaha, günah da Cehenneme sürükler. [Buhari]
* Yalan, münafıklık alametidir. [Buhari]
* İçi dışına, sözü işine uymamak, nifaktandır Nifakın temeli ise yalandır. (Hasan-ı Basri)

Devamını Oku!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Nerede ne ağ varsa yakalayan bir aracınız olsa, hiç internetsiz kalmasanız; güzel olmaz mı? Bundan sonra internete bağlanmak için ne modemle...
-
KVK'dan "eskiyi getir, yeniyi götür" kampanyası... Eski telefonunu son model akıllı bir telefon veya tabletle değiştirmek ist...
-
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Bahar Şenlikleri 6-12 Mayıs 2012 tarihleri arasında yapılacak. Bu yıl 18.’si düzenlenecek olan bahar ş...
-
Yapımı yılan hikayesine dönen Forum Çanakkale için Multi şirketinden yeni açıklama geldi. Forum AVM'nin bu yıl 480 milyon avro yatırım y...
-
Blogger'ın yeni arayüzü tüm bloggerlere hayırlı olsun. Uzun zamandır geçmeyi o kadar ertelemiştik ki bu sabahki zorunlu geçiş biraz c...
